Devrimci İşçi Partisi Merkez Komitesi: Newroz Pîroz be! Nevruz Kutlu olsun! Emperyalizm, Siyonizm ve sömürgecilik kahrolsun!

Newroz Pîroz be! Nevruz Kutlu olsun! Emperyalizm, Siyonizm ve sömürgecilik kahrolsun!

2026’da İslam aleminin Ramazan Bayramı ve Batı ve Orta Asya halklarının Nevruz (Newroz) Bayramı aynı günlere denk gelmektedir. Emperyalizmin ve sömürgeciliğin zulmü altında yaşayan emekçi ve yoksul halklar için neşeyle, umutla, kardeşlikle, barış ve huzurla anılan bayramlarda her zaman bir burukluk olmuştur. Bugün de halklarımız emperyalizmin, sömürgeciliğin haksız savaşları, yıkımı ve katliamları altında bayramlarını karşılamaktadır. Filistin’de Mescidi Aksa’ya zincir vurulmuş, İran ve Lübnan halklarının üzerine bombalar yağmaktadır. Kürdün ve Kürtçenin üzerindeki baskılar sürmekte, Kürdün en haklı ve meşru eşitlik talepleri ya şiddetle bastırılmakta ya da kirli pazarlıkların, şantaj ve tehditlerin konusu edilmektedir. Bu koşullarda Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halkının sermayeye ve istibdada karşı verdiği ekmek ve hürriyet mücadelesi de emperyalizme ve Siyonizme karşı direnişten, Kürt halkının özgürlük ve eşitlik mücadelesinden ayrı düşünülemez.

Başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye’nin, Batı ve Orta Asya’nın, Balkanların ve Kafkasya’nın tüm halklarının Nevruz bayramı kutlu olsun! Newroz Pîroz be! Başta Kürt halkı diyoruz ve kutlamamızı mutlaka Kürtçe olarak da ifade ediyoruz. Çünkü Kürt halkı bu bayram için bedeller ödemiş, şehitler vermiştir. Kürt halkı, Nevruz bayramına baharın gelişinin yanı sıra mazlumların zalimlere karşı direnişi anlamını da katmıştır. Devrimci İşçi Partisi, işçilerin birliğine ve halkların kardeşliğine olan bağlılığı ile Kürtlerin ve Kürtçenin tam eşitliği sağlanıncaya kadar baharın gelişini Kürtçe olarak kutlamaktadır. Türk, Kürt, Arap, Fars her dilden memleketten uluslar için Newroz Pîroz be!

Yoksulun halinden yoksul, mazlumun halinden mazlum anlar

Newroz’a iktidarın, muhalefetin ve Kürt hareketinin ayrı ayrı adlar taktığı bir “açılım” sürecinin gölgesinde gidiyoruz. Bu açılım süreci bağlamında Kürt halkının eşitliğe ve özgürlüğe bir adım daha yakın olduğunu söylemek mümkün değil. Bu süreci daha başından “terörsüz Türkiye” olarak tanımlayan iktidar cephesi Kürt sorununun inkârından vazgeçmiyor. Dahası İmralı da sürecin ilk aşamasından itibaren Kürt sorununun zaten çözüldüğü iddiasıyla sürece dahil olmuştu. Baştan itibaren hedefi çözüm değil tasfiye olarak konmuş bir sürecin Kürt halkının haklı ve meşru taleplerini karşılaması zaten beklenemezdi. Açılımın gerçek niteliği başından sonuna Türkiye’nin sömürgeci burjuvazisinin yayılmacı çıkarlarına dayanan bir petrol açılımı oldu. Böyle bir açılımın Kürt halkı nezdindeki karşılığı elbette ki Kürt işçileri, emekçileri ve yoksul köylüleri değil burjuvalar, toprak ve petrol ağaları olacaktı. Kürt yoksullarının bu süreçte yaşadığı hayal kırıklıkları, öfke ve aşağılanma bu kesimlerce küçümsenmekte ve hor görülmektedir. Yoksulun halinden yoksul, mazlumun halinden mazlum anlar… Newroz bayramı başta Türk işçi ve emekçileri olmak üzere Batı Asya’nın tüm emekçi halklarının Kürt yoksullarının sesini duymasına, taleplerini anlamasına ve zalimlere karşı mücadelede ellerini tutmasına vesile olmalıdır.

Ne mutlu ki bu topraklarda yaşayan insanların ezici çoğunluğu için Türk ve Kürt kardeştir sözü bir çırpıda söylenebilmektedir. Bu kardeşlik düşüncesi her milletten memleketten insanların yüreklerinde yankı bulmakta, zihinlerinde onaylanmaktadır. Öte yandan Kürt halkı, kardeşleriyle eşit olmak için sesini yükselttiğinde bir anda kulaklar sağır, gözler kör olabilmektedir. Kulakları sağır, gözleri kör eden, sömürgeci burjuvazinin ve emperyalizmin çıkarttığı gürültü ve yarattığı karmaşadır. Türk işçisi ve emekçisine çağrımızdır. Petrol ve para için emperyalist barbarlarla fetihlere çıkmaya, Siyonist soykırımcılarla iş yapmaya, çıkar için kendi halkını soyup kardeşinin gözünü oymaya hazır olanların sözleriyle kardeşine yaklaşma. 

Sömürgeciler ve işbirlikçiler açılım derken de savaşalım derken de Türk ve Kürt yoksullarının karşısındadır

Onlar açılım derken de savaşalım derken de Türk ve Kürt yoksullarının karşısındadır. Çünkü sömürgeci burjuvazinin gözünde Kürtlerin insanca muamele görmesi için Batı Asya’nın enerji havzalarında hakimiyet kurmasına yardımcı olması şarttır. Bunun için yaptıkları Kürt yoksulunu bastırmak ve yıldırmak, Kürt burjuvasını, toprak ve petrol ağalarını ise kanlı parayla satın almaktır. Bu yüzden bir yandan “açılım” yaparken asla sopayı ellerinden bırakmamaktadırlar. Bu yüzden bir yandan “açılım” yaparken diğer yandan şovenizmi ve ırkçılığı körüklemekten vaz geçmemektedirler. 

Kardeşinin gözünün içine bak, onun elini tut ve sözlerini can kulağıyla dinle. Kürt kardeşinin sana zarar verecek hiçbir şey istemediğini sadece eşit ve özgür olmak istediğini anlayacaksın. Fabrikada sömürüye karşı Kürt kardeşinle birliktesin. Bu düzen patronları ve parababalarını muaf tuttuğu vergileri maaşlarınızdan keserken ayrım yapmıyor. Fırat ve Dicle’nin barajları, Kürt illerinden çıkartılan doğal kaynaklar sömürgeci burjuvaziyi semirtiyor, Kürdün ucuz emeği sermayeyi zengin ediyor, Kürt halkı yoksullukla baş başa bırakılırken, Türk işçi ve emekçisi bundan fayda sağlamıyor. Tam tersine zarar görüyor. Kürt siyasetçilerinin tıkıldığı hapishaneler her milletten memleketten hürriyet isteyenlere korku salıyor. Kürdün esareti Türkün de zinciri haline geliyor. Nevruz (Newroz) bayramı ekmek ve hürriyet için işçilerin birliği ve halkların kardeşliği ile zincirleri kırmaya vesile olmalıdır!

Emperyalizme karşı zafer Kürtler olmadan olmaz! Kürtlere karşı olmaz! Kürtlerle barış ABD’yle savaş!

Emperyalizm için de Kürtlerin haklarını elde edebilmesinin koşulu, emperyalizmin başka halkları ezmesine, esir almasına, topraklarını yağmalamasına ortak olmalarıdır. Onların tüm vaatlerinin altında bu kanlı ve kirli amaçlar vardır. Bu yüzden ABD ve Avrupa emperyalizmi kendi çıkarları için tarihte başka halklara yaptığı gibi Kürtleri de ön cepheye atmakta, yine çıkarları doğrultusunda yarı yolda en büyük acılarla baş başa bırakmaktadır. Rojava’da yaşananlar bunun en yakın ve acı örneği olarak karşımızdadır. Geçmişte ABD’nin Irak işgalini vesile bilen Kürt burjuvalarının daha sonra Kerkük referandumunda Kürt halkının iradesini nasıl ezdirdiği hatırlardadır. Türkiye’de Kürt halkının talepleri için adres gösterilen Avrupa Birliği, Kürt yoksullarının, eşitlik ve özgürlük talepleriyle birlikte enkaza çevrilen şehirlere gömülmesini meşru müdafaa diyerek onaylamıştır.  Kürt burjuvaları, toprak ve petrol ağaları her daim sömürgeciliğin ve emperyalizmin galibiyetinin oluşturacağı fırsatlara oynamıştır. Masaya sürdükleri halklarının canı ve kanı, oynadıkları kumarın sonucu ise her zaman hüsran olmuştur.

Devrimci İşçi Partisi yıllardır “Kürtlerle barış ABD’yle savaş!” şiarıyla başta Türk emekçi halkına ama yanı zamanda Kürt halkına da emperyalizme karşı ortak mücadele çağrısı yapmaktadır. Türk, Arap, Fars ve her dilden, inançtan, memleketten Batı Asya halkları için emperyalist zincirlerden kurtulmak için Kürt halkını mücadele cephesine katmak şarttır. Gerçekten emperyalizme ve Siyonizme karşı savaşan ve bu savaşı kazanmak isteyen şunu bilecektir: Kürtler olmadan olmaz! Kürtlere karşı olmaz! Gerçekten hürriyet için savaşanlar da emirlerine köleler alarak değil sırtını eşit, özgür ve izzetli savaşçılara yaslayarak dövüşmek isterler! İnsanlık tarihinin medarı iftiharı olan tüm kurtuluş savaşları böyle kazanılmıştır!

Çağrımızın muhatabı Kürt işçileri, emekçileri, yoksul köylüleridir. Onlar ki yürekleri, umutları ve çıkarları emperyalizmin ve sömürgeciliğin yenilgisinde olanlardır. Çağrımız sömürgeci burjuvazinin, mezhepçilikle yoğrulmuş, emperyalist projelerle harmanlanmış, Türk-Kürt ittifakı projesinden farklıdır. Kürde dünyaya ve kendisine Ankara’dan bakmasını dayatan anlayış bizden uzaktır. Dünyaya Washington’dan, Londra’dan, Brüksel’den, Tel Aviv’den bakmayı dayatanlara karşı ayağımızı yaşadığımız toprağa basıyor, dünyaya buradan bakıyoruz. Bizim gördüğümüzle Kürt yoksulunun Diyarbakır’dan, Erbil’den, Rojava’dan ve Rojhilat’tan baktığında görüp göreceği aynıdır. 

Kürt halkı kendi eşitlik ve özgürlük taleplerinden vazgeçerek değil tam da bu talepleri hayata geçirmek için emperyalizme karşı mücadele cephesinde yer almalıdır!

Bugün ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi İran’a yönelik bir terör savaşı başlatmışken, bu savaşın kara ordusu olarak Kürtleri kullanma niyetini gizlememektedir. Kürt halkı, bu kötücül planı reddetmelidir. Kürt halkının özgürlüğü için değil burjuvaların, toprak ve petrol ağalarının çıkarları için bu plana yatırım yaparak birleşenlerle ayrışmanın zamanıdır! Kürt halkı için emperyalizmin ve Siyonizmin olası bir zaferiyle doğacak gerçek bir fırsattan bahsedilemez. Bilakis emperyalizmin tüm ihanetleri ortadayken geçmişin hatalarının İran’da da tekrarlanması yeni felaketlerin kapısını aralayacaktır. Emperyalizmin ve Siyonizmin himayesinde bir çıkış arayanlar Kürt halkını Batı Asya’daki tüm halklar nezdinde derin bir tecride sürüklemektedir. Sömürgeci tahakkümün kırılması için emperyalist güçlere dayanmak akıldışıdır. Sömürgeci tahakküm ilişkileri üzerinden tam Batı Asya’da hükümranlığını sürdüren emperyalizmin ta kendisidir. İşte Rojava’da gördüğümüz gibi en kritik dönemeçte emperyalizmin sunduğu ve sunacağı tek fırsat sömürgeci yapının yeniden tesis edilmesine katılmaktan başka bir şey olamaz. 

Kürt halkı kendi eşitlik ve özgürlük taleplerinden vazgeçerek değil tam da bu talepleri hayata geçirmek için emperyalizme karşı mücadele cephesinde yer almalıdır. Kürt yoksulları açısından bir fırsat doğacaksa bu fırsat ancak emperyalizmin yenilgisiyle doğabilir. Gerçekçilik adı altında emperyalizmin himayesinde bir çıkış arayanlar büsbütün yolunu kaybetmişken tek gerçekçi strateji Kürt ulusal kurtuluşunun yolunu emperyalizmin yenilgisinde aramaktır. Bu yeni strateji aslında işçi sınıfı ve yoksul köylülüğe dayanan modern Kürt ulusal mücadelesinin orijinal programıdır. Emperyalizme, Siyonizme ve NATO’cu sömürgeciliğe karşı mücadele içinde şekillenen Kürt işçilerinin ve yoksul köylülerinin devrimci geleneği gerçekçi ve günceldir. Dün olduğu gibi bugün de Kürt devrimi emperyalizmin Batı Asya’dan atılmasında ve emperyalizmin dünya çapında geriletilmesinde rol oynayacaktır. Emperyalizm tüm devrimlerinden olduğu gibi Kürt devriminden de korkmaktadır. Emperyalizmin yenilgisi her devrim gibi Kürt devriminin dinamiklerini de güçlendirecektir. Kürt devrimi her devrim gibi diğer ulusların emekçi sınıflarının kurtuluş umutlarını besleyecek, burjuvaziye karşı mücadelelerine karşı güç katacaktır.

Newroz Pîroz be!

Newroz kutlu olsun! 

Emperyalizm, Siyonizm ve sömürgecilik kahrolsun!

Yaşasın işçilerin birliği ve halkların kardeşliği!

Kürtlerle barış, ABD’ye karşı birlikte savaş!