AKP’li patron milletvekilinin isyanı meclisin sınıfsal karakterini gündeme getirdi: Patronlar meclisinden işçinin emeklinin lehine herhangi bir karar çıkabilir mi?

AKP Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan, milletvekili maaşıyla geçinemediğinden şikâyet etti: “Ben emekli maaşımla milletvekili maaşımı sana vereceğim. Sen de gel, bunları bir ay içerisinde idare et. Bir daha söylüyorum, herkese verebilirim. Benim yaşadığım giderleri ve gelirimi size vereceğim. Buyurun, siz bu işin altından kalkın, çıkın. Başka bir şey söylemiyorum.” Şu anda milletvekili maaşı 273 bin lira ve iki yıl milletvekilliği yaptıktan sonra elde edilen kıyak emeklilikle bu rakam 450 bin lirayı buluyor.  

Aynı adam asgari ücretin 28 bin lira ile açlık sınırının altında bırakılmasına ses çıkartmadı. En düşük emekli aylığını 20 bin lira yapan yasaya oy verdi. Ama mesele tek başına bu “adam” değil. Meclisin kendisi! Bu adamın suretinde bir meclis var! 

600 milletvekili olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tek bir işçi yok! Ama 151 tane iş insanı, sanayici vb. adı altında patron var. İnşaat mühendisi adı altındaki müteahhitlerle, ziraat mühendisi ve çiftçi adı altındaki toprak ağalarını da kattığınızda meclisin 3’te 1’i patron ve ağalardan oluşuyor. Meclisin en kalabalık ikinci meslek grubu olan 125 avukat sanmayın ki işçinin emekçinin avukatları. Çoğu şirketlerin parababalarının avukatlığını yapan patron vekilleri ve yanında açlık sınırındaki ücretlerle işçi avukatlar çalıştıran patronlardır. Tıp doktorlarının çoğu milletvekili maaşı dışında özel muayenehanelerde sağlık satıp para basan tipler. Yani meclisin çoğunluğu zaten milletvekili ve emekli maaşıyla değil işçi sömürüsüyle yaşıyor. 

Bir kez daha aynı noktaya geliyoruz. Patronların meclisinden ve siyasetinden hiçbir şey bekleme. Hak verilmez alınır. Örgütlü mücadeleye ve işçi sınıfı siyasetine katıl!

Bu yazı Gerçek gazetesinin Şubat 2026 tarihli 197. sayısında yayınlanmıştır.