6 Mayıs’ta yeniden haykırıyoruz: Emperyalizme, Siyonizme ve istibdada karşı Deniz olacağız, Hüseyin olacağız, Yusuf olacağız!

6 Mayıs

Bundan tam 54 yıl önce 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan 12 Mart askerî darbesinin ardından idam edildiler. Darbenin güdümlü mahkemeleri bu kararı verirken meclisteki burjuva partilerinin milletvekillerinin de onayını aldılar. 1968 öğrenci hareketinin başını çeken bu üç önder arkalarında bugün de örnek alınması gereken, devrime adanmış hayatlar bıraktılar. Kararlı duruşları ve son ana kadar verdikleri mücadele ile gençliğin ve emekçi halkın hafızasında bir daha yok olmamak üzere yer edindiler.

Denizlerin yolu: Reformizme karşı devrimci mücadele

Denizlerin mücadeleye atıldığı 60’lı yıllar işçi sınıfının ve gençliğin mücadelesinin yükselişe geçtiği yıllardı. 1961’de yüz bin işçinin Saraçhane mitinginde grev hakkını talep etmesi, 1963’te Kavel grevi ile grev hakkının kazanılması ve bu yükselen sınıf mücadelesinin bir sonucu olarak DİSK’in 1967’de kurulması 60’lı yıllara işçi sınıfının damgasını vurmasına yol açmıştı. Yine 1961’de Türkiye İşçi Partisi (TİP) 12 sendikacı tarafından kurulmuş ve 1965 genel seçimlerinde meclise 15 milletvekili sokmayı başarmıştı. TİP’in yakaladığı bu ivme sosyalistler içerisinde düzenin seçimler ve parlamenter mücadele aracılığıyla değişebileceğini öngören reformist yanılsamalara yol açtı. İşte Denizler TİP’in reformizmine karşı bu düzenin ancak devrimle değişebileceğini savunarak mücadeleye atılmışlardı. Onlar mücadeleyi lafla değil eylemle yapmayı seçtiler.

Denizlerin yolu: Anti-emperyalizm ve halkların kardeşliği

1968 kuşağı ve onun önderlerinden olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan emperyalizme karşı kahramanca mücadele ettiler. 6. Filo’nun denize dökülmesi, Vietnam Kasabı lakaplı ABD Büyükelçisi Komer’in arabasının yakılması gibi birçok eylemin içinde yer aldılar. Denizler anti-emperyalist mücadeleyi yükseltirken aynı zamanda emperyalizmin yerli işbirlikçilerine karşı da mücadeleyi yükseltiyorlardı. Burjuva milliyetçiliğine asla prim vermediler. Silahlı mücadeleyi seçtiklerinde eğitim almak için Filistin’e gittiler ve Siyonizme karşı Filistin halkıyla enternasyonalist bir dayanışma içinde mücadeleye hazırlandılar. Darağacındaki son sözleri de bu mücadele pratikleriyle uyumlu olarak “Kahrolsun emperyalizm, yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Yaşasın işçiler ve köylüler!” olmuştu.

Denizlerin mirası: Siyonizme, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı amansız mücadele!

Bugün üçüncü dünya savaşı ufukta belirmiş durumda. Bugün de emperyalizm ve Siyonizm coğrafyamızda katliamlara soykırımlara girişerek kuşatmasını genişletiyor. Emperyalizm ve Siyonizm Filistin’de, Yemen’de, İran’da, Lübnan’da her gün kan dökmeye devam ediyor. Emperyalizmin ve Siyonizmin attığı her adım halklara ve işçi sınıfına kan ve gözyaşı olarak geri dönüyor. Bütün bunlar yaşanırken ülkemizde NATO ve Amerikan üsleri varlığını koruyor. Bu da yetmezmiş gibi NATO’nun İstanbul boğazında yeni bir komutanlık ve Adana’da da yeni bir karargâh kuracağı açıklanıyor. O halde biz de Denizlerin mücadelesini yaşatmaya devam edeceğiz.

6 Mayıs biz devrimci gençler için sadece bir anma günü olmayacak. Her 6 Mayıs’ta istibdada, emperyalizme ve kapitalizme karşı mücadelemizi daha da güçlendireceğiz. Onların inandıkları bu uğurda attıkları her adım bize yıllar geçse dahi ilham olmaya, yol göstermeye ve mücadele enerjimizin temeli olmaya devam edecek. Onların bize bıraktığı miras ile kampüslerde var olacağız, onların bize bıraktığı miras ile faşizmi döktüğü kanda boğacağız, onların bize bıraktığı miras ile işçi sınıfının yanında saf tutacağız. Siyonistlerin saldırdığı her yaşam alanında, istibdadın işçi sınıfını her sindirme girişiminde, emperyalizmin varlık gösterdiği her coğrafyada Deniz olacağız, Hüseyin olacağız, Yusuf olacağız!

Devrimci İşçi Partili Öğrenciler