Dilovası Dostel Makina’dan bir metal işçisi: Kaza değil cinayet!

Ben, Dilovası’nda Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu Dostel Makina fabrikasında çalışan bir metal işçisiyim.

Dilovası’nda bulunan MESS’e bağlı ve Türk Metal sendikasının örgütlü olduğu Çolakoğlu Metalurji fabrikasında 5 Nisan’da dört işçi, ark ocağına yükleme yapılan platformda bakım onarım çalışması gerçekleştirirken, işçilerin üzerine çıktığı platformdaki bir parçanın kopması sonucu, bakım yapan üç kadrolu işçi ile bir taşeron temizlik işçisi yüksekten düşerek iş cinayeti sonucu hayatını kaybetti.

Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında 14. sırada yer alan Çolakoğlu Metalurji, 2024 yılında 88,5 milyar liralık net satış gerçekleştirmiştir. Şirket, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanındaki vizyonunu “sıfır kaza” ilkesiyle ifade etmekte; resmî açıklamalarında tüm iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenebilir olduğunu vurgulamaktadır. Ancak Çolakoğlu Metalurji fabrikasında iş cinayetleri yeni değildir. Sahadaki gerçeklik bu söylemlerle örtüşmemektedir. Fabrikada bugüne kadar çok sayıda iş kazası ve iş cinayeti yaşanmıştır. Elektrik akımına kapılarak, üzerine forklift düşmesi sonucu ya da bakım yaptığı sırada üretim bandına sıkışarak hayatını kaybeden birçok işçi bulunmaktadır.

Çolakoğlu Metalurji fabrikasında taşeron işçilerin soyunma ve duş alanlarına kamera koyarak işçileri izlerken, iş güvenliğini hiçe sayarken; ya da Çolakoğlu’nda çalıştığı sürede iş koşullarının ağırlığı nedeniyle sağlık sorunları yaşayan ve ameliyat sonrası raporlu olmasına rağmen KOD 46’dan (hırsızlık veya güveni kötüye kullanma) işten çıkarılan işçiler için patrona karşı kılını bile kıpırdatmayan sarı sendika Türk Metal bürokratları, bu kadar iş cinayeti ve haksızlık yaşanırken Türk Metal başkanı Uysal Altundağ’a methiyeler düzmekle, şarkılar söylemekle mi meşguldü?

Demir-çelik gibi yüksek ihracat rakamlarına sahip dev şirketlerin patronları, işçilerin emeğini sömürüp hayatlarını çalarken, istibdattan güç alarak bunu yapmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının iş yerlerinde denetim yapmaması ve yaşanan iş cinayetlerinde patronların yargılanmaması nedeniyle, önlenebilir kazalarda işçiler hayatlarını kaybetmektedir. Bu memlekette ölümlü kazaların %95’i önlenebilir kazalardır; ancak patronların kâr hırsı yüzünden ya hayatımızdan oluyoruz ya da vücudumuzun bir parçasını kaybediyoruz.

Dostlar, bu düzen böyle mi gidecek? MESEM ile birlikte çocuklarımız da dahil olmak üzere fabrikalarda, bir iş kazasında kolumuzu, bacağımızı ya da hayatımızı kaybetmeyi mi bekleyeceğiz?

Bence hayır. Bu patron düzenini de sarı sendika ağalarını da bu istibdadı da alaşağı edecek ve yıkacak güç işçi sınıfının elindedir. Çalışarak ölmek bizim kaderimiz değildir. Bu düzene dur demek, fabrikaları işçi denetiminde kamulaştırmak, patron devletini yıkıp yerine işçi devletini kurmak yine bizim elimizdedir.

Fabrikalar, bankalar devletin; devlet işçinin oluncaya dek örgütlenip işçi sınıfının iktidarını kurmaktan başka yolumuz yok dostlar.

Dilovası Dostel Makina’dan bir metal işçisi