MESS sözleşmesi imzalandı: Patronların “veremeyiz” yalanı işçinin “geçinemeyiz” gerçeğine baskın çıktı!

Metal sektöründe Eylül ayından beri devam eden MESS grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri 22 Ocak tarihinde anlaşmayla sonuçlandı. Türk-İş’e bağlı Türk Metal, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş ve Hak-İş’e bağlı Öz Çelik-İş sendikalarının da ortak imzasıyla sonuçlanan anlaşmaya göre ilk olarak saat ücreti brüt 140 liranın altında olanlara 140 lirayı geçmemek üzere 10 lira tamamlama yapılacak. Ardından tüm ücretlere önce yüzde 20 zam yapılacak ve bu zammın üzerine brüt 17,61 lira seyyanen ek yapılacak. İkinci alt

Metal sektöründe Eylül ayından beri devam eden MESS grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri 22 Ocak tarihinde anlaşmayla sonuçlandı. Türk-İş’e bağlı Türk Metal, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş ve Hak-İş’e bağlı Öz Çelik-İş sendikalarının da ortak imzasıyla sonuçlanan anlaşmaya göre ilk olarak saat ücreti brüt 140 liranın altında olanlara 140 lirayı geçmemek üzere 10 lira tamamlama yapılacak. Ardından tüm ücretlere önce yüzde 20 zam yapılacak ve bu zammın üzerine brüt 17,61 lira seyyanen ek yapılacak. İkinci altı ay için ise yüzde 13’lük bir zam öngörülüyor. Eğer enflasyon daha yüksek çıkarsa çıkan enflasyon rakamı geçerli olacak. Sosyal haklarda ilk yıl yüzde 50 ikinci yıl için enflasyon oranında zam alınırken Kurban Bayramı parasında ise ilk yıl için yüzde 75 artış sağlandı.

Krizi patronlar yarattı, faturayı metal işçisine ödetmek istiyorlar

Metal işçileri son sözleşmeden bu yana hükümetin işçi düşmanı Orta Vadeli Programı’nın yansımalarını fabrikalarda hissediyorlar. Ücret ortalamasını düşürmek üzere yüksek ücret alan işçileri hedef alan toplu işçi çıkışları ve ucu her zaman işçiye dokunan çeşitli tasarruf tedbirleriyle metal patronları krizin faturasını metal işçilerine ödetmek istiyorlar. Bunu yaparken de Orta Vadeli Programı arkalarına alıyorlar.  Bu durumun sonuçları istatistiklerde de kendisini gösteriyor. Metal sektöründe çalışan toplam sigortalı işçi sayısı son bir buçuk yılda 75 bin azalmış. Bu küçülmeden sendikalı fabrikalar da fazlasıyla etkilendi. Aynı dönemde Türk Metal sendikasının üye sayısı 24 bin, Birleşik Metal-İş sendikasının ise üye sayısı 5 bin azalmış durumda. Orta Vadeli Programın fabrikalara tek yansıması işsizlik değil. İktidarın bütün ücretleri baskılamak için kamu işçilerine ve memurlara yaptığı düşük zamların ardından son olarak asgari ücrete yıllık enflasyon oranından az zam yapması da patronların masada elini güçlendirdi.

Toplu pazarlığın merkezinde işçinin geçim derdi ve vergi adaletsizliği olmalıydı   

Bu tablo karşısında “bu dönemde de anca bu kadar olurdu” demek patronların bahanelerini gerçekmiş gibi kabul ederek konuşmaktır. Patronlar metal işçilerine ölümü yani işsizliği gösterip onlaru sıtmaya yani düşük ücretlere ikna etmek istiyorlar. Metal işçilerinin gerçekleri ise patronların çizdiği tabloyla taban tabana zıt. MESS fabrikalarının yoğunluklu olarak bulunduğu Kocaeli, Bursa, İzmir gibi büyükşehirlerde kira maliyetleri asgari ücretle kafa kafaya gidiyor. Patronlar asgari ücretin 28 bin lira olduğundan dem vururken Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırı 30 bin lirayı geçti, yoksulluk sınırı ise 100 bin liraya dayandı. Metal işçilerinin en önemli taleplerinden biri olan vergi diliminin yüzde 15’te sabitlenmesi talebi de sözleşme masasına damga vuramadı. Türk Metal ve Özçelik-İş sendikaları taslaklarında vergi adaletsizliğine karşı hiçbir talebe yer vermediler. Birleşik Metal-İş sendikası ise metal işçilerinin tabandan yükselttikleri bu talebe taslağında yer vermesine rağmen yeteri kadar sahiplenmedi. 

Sarı sendikalar bütün süreç boyunca fabrikalarda patronların sözcülüğünü yaptı

Doğası gereği toplu sözleşmeler iki taraftan oluşur. Patron tarafı ve işçi tarafı. Fakat MESS sözleşmelerinde iki taraf birbirinden bu kadar net ayrılmıyor. Türk Metal ve Özçelik-İş sendikaları taslak hazırlanmasından imza aşamasına kadar MESS ile tam bir uyum içerisinde hareket ediyorlar. Türk Metal’in sendika ağaları, fabrikalarda yaptıkları taslak anketlerinde utanmadan ücret zammı için en yüksek yüzde 25 seçeneğini koydular. Fabrikalarda yüzde 20-25 bandında bir anlaşma yönünde işçilere algı ve baskı yaparak MESS’in fabrikalardaki sözcülüğünü yaptılar. Birçok fabrikada Türk Metal temsilcileri ve yöneticileri “eğer çok alırsak fabrikalar işçi çıkarır” diyerek patronların ağzıyla işçileri tehdit ettiler. Sahte mutluluk maskesi takmak ve donup kalmak gibi göstermelik eylemler ise MESS patronlarına gözdağı vermekten çok uzaktı. Haliyle sosyal medyada işçiler arasında alay konusu oldu.

Birleşik Metal-İş’in rolü: Üye sayısının değil öncülüğün önemi!

MESS’e bağlı fabrikalarda çalışan işçilerin sadece yüzde 7’si Birleşik Metal-İş sendikasının örgütlü olduğu fabrikalarda çalışıyor. Bu dezavantajlı duruma rağmen MESS sözleşmelerinde metal işçilerinin öncüsü olma rolünü her zaman Birleşik Metal-İş sendikası üstleniyor. Kavel grevinin, 15-16 Haziran’ın ve 1970’li yıllardaki büyük MESS grevlerinin öncüsü Maden-İş sendikasının mirasçısı olan bir sendikanın bu rolü üstlenmesi kadar doğal bir şey yok. Her şeyden önce Türk Metal’in taslağının MESS ile birlikte hazırlandığı gün gibi ortadayken, Birleşik Metal-İş taslağını fabrika komiteleri aracılığıyla hazırladı. Birleşik Metal-İş’in taslağı eksiklerine rağmen metal işçilerine ait olan tek taslaktı. Yine Birleşik Metal-İş sendikası sözleşmenin önemli aşamalarında MESS’e bağlı fabrikaların temsilcilerinin katıldığı Merkez TİS Komisyonunu toplayarak karar alma mekanizmalarına işçi temsilcilerini de dahil eden tek sendikadır. Birleşik Metal-İş sendikası tabanından aldığı bu güçle dönem dönem bir lokomotif gibi metal işçilerine öncülük etmeyi başarmıştır. 

Metal işçisinin lokomotifi hız kesti

Fakat bir önceki sözleşmeden bu yana geçen süreçte Birleşik Metal-İş sendikası fabrikalarda Orta Vadeli Programın yansımalarına karşı merkezi bir politika üretmemiş ve iktidarın işçi düşmanı politikalarına karşı sürekli ve somut bir mücadele örgütlemekten çok uzak kalmıştır. Yazının başında da söylediğimiz gibi Birleşik Metal-İş sendikası son bir buçuk yılda 5 binden fazla üye kaybetmiş durumda. Patronların işten çıkarma saldırılarına karşı merkezi eylem karar almak bir yana tek tek fabrikalarda bile neredeyse hiç tepki verilmemiştir. İşten çıkışlara boyun eğmenin sonucunda metal işçilerinin kendilerine olan güvenleri zedelenmiş ve patronların eli güçlenmiştir. Son olarak toplu sözleşmede de Birleşik Metal-İş sendikası toplu sözleşmeyi Orta Vadeli Programa karşı bir mücadele aracı kullanmak yerine metal işçilerine krizin yansımalarını anlatarak beklentileri düşürmeye öncelik vermiştir. 

Patrona elini veren kolunu kaptırır! Patron sınıfı insafa gelmez dize getirilir!

Bu dönemi sakin geçirerek patronların insafa gelmesini uman bu anlayışın sonucu MESS’in ilk teklifini gerçekleşen enflasyonun bile altında vermesi ve metal işçilerinin kazanılmış birçok hakkına göz dikmesi olmuştur. Bu saldırılar da yine Birleşik Metal-İş sendikasının üretim durdurma eylemleri ve metal işçilerinin kazanılmış hakların her birini grev sebebi olarak gören mücadele iradesi sonucunda püskürtülmüştür. Birleşik Metal-İş sendikasının beklentileri düşürerek “süreci yönetme” taktiğinin sonucu iktidarın grev yasaklarına bile gerek kalmadan sözleşmenin imzalanması ve metal işçilerinin yoksulluğa mahkûm edilmesi olmuştur.

Patronlar saldırmaya devam edecekler! Gerekli dersleri çıkaralım ve işçi düşmanı Orta Vadeli Programa karşı ayrı gayrı demeden mücadele edelim!

Toplu sözleşmenin işçilerin taleplerinden ve yaşadıkları alım gücü kaybından daha düşük bir oranla bağlanmış olması patronların saldırılarını durdurmayacaktır. Tam tersine eğer sözleşmenin imzası sonucunda açılan yaralar sarılmazsa patronlar saldırılarına daha da sert bir şekilde devam edeceklerdir. Bu yaraları sarmanın tek yolu ise özeleştiri ve eleştiri mekanizmalarını işleterek tabandaki işçilerin sesine kulak vermektir. Sürecin dersleri çıkarılmalı ve bir sonraki sözleşmenin hazırlıkları şimdiden başlamalıdır. O hazırlık da ancak ve ancak Orta Vadeli Programa karşı metal işçilerinin ayrı gayrı demeden mücadele etmesiyle olur. İşten çıkarmalara ve başta kıdem tazminatının gasp edilmesi olmak üzere kazanılmış haklarımıza yönelik her türlü saldırıya karşı sendika ayrımı yapmadan mücadeleyi büyütelim. Ayağımızı fabrikalara ve işyerlerine basarak tüm işçi sınıfını seferber etmek üzere birleşik işçi cephesini inşa edelim. Krizin faturasını krizi yaratan patronlara ödetmek ve MESS’e karşı büyük mücadeleye hazırlanmak için safları sıklaştıralım!