İstibdadın açılım operasyonları: Ezilenlerin Sosyalist Partisi ve Sol Parti’ye yönelik baskılara ve tutuklamalara hayır!

İstibdadın açılım operasyonları: Ezilenlerin Sosyalist Partisi ve Sol Parti’ye yönelik baskılara ve tutuklamalara hayır!

Bir yandan açılım tartışmaları sürerken bir yandan da istibdadın sosyalist harekete yönelik baskıcı ve keyfi uygulamaları devam ediyor. En son olarak istibdadın operasyonları ESP ve Sol Parti’yi hedef aldı. Sol Parti’nin “Şeriata, faşizme ve karanlığa karşı laik demokratik Türkiye” sloganıyla pankart asan ve yazılama yapan 6 üyesi gözaltına alındı ve ardından ev hapsi ile cezalandırıldı. Aslında ev hapsinin adı adli kontrol olarak geçiyor. Ancak düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında herhangi bir suç isnat edilemeyecek olan insanların gözaltına alınması da ardından ev hapsine gönderilmeleri de fiilen cezalandırmadır. Daha sonra ise Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda 110 partili gözaltına alındı ve aralarında ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin de aralarında olduğu 47 kişi tutuklandı. Tutuklama saldırısının özellikle ESP’nin işçi hareketi içindeki mücadelesini de hedef aldığı görülmekte. DİSK’e bağlı Liman ve Tersane İşçileri Sendikası Limter-İş Genel Başkanı İleri Devrim Yurtsever ile tersane işçilerinin yakından tanıdığı mücadeleci sendikacılar Kanber Saygılı (önceki dönem Limter-İş Genel Başkanı) ve Hakkı Demiral’ın (önceki dönem Limter-İş Genel Sekreteri) da tutuklananlar arasında yer aldı. 

Petrol açılımının operasyonları

Kamuoyunda bu saldırıların açılım süreciyle tezatlık içinde olduğuna yönelik eleştiriler var. Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” dediği TBMM’deki komisyondan ortak bir rapor çıkartılması üzerinde hummalı çalışmaların yürütüldüğü bu bir ortamda “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diyenler çoğunlukta. Ancak aslında bir tezat yok. Baskılar açılım sürecinin bir parçası. Açılım süreci ise anlatıldığının aksine çözüm, barış ya da demokrasi açılımı değil bir petrol açılımı! Petrol açılımı ilk günden itibaren halkların kardeşliğine değil mezhepçi bir sünni İslam kardeşliği anlatısına dayandırılıyor. Sol Parti’nin saldırıya uğramasının sebebi budur. Yine petrol açılımı tüm siyasi öznelere sömürgeci burjuvazinin çıkarları doğrultusunda hizalanmayı dayatıyor. İstibdadın dilinde umut da makam da yuva da petrol açılımının hizasında anlam buluyor. HDP bileşenlerinden olan ESP’nin saldırıya uğramasının sebebi bu konudaki ayrıksı tutumlarıdır.

En baştan beri söylüyoruz: “İstibdadın baskısı sürece aykırı değildir, sürecin bir parçasıdır.”

Devrimci İşçi Partisi erken bir aşamada tüm bunları net şekilde ortaya koymuş ve açılım sürecinden özgürlük ve demokrasi bekleyenleri uyarmıştı. DİP Merkez Komitesi’nin 25 Haziran 2025’te yayınladığı “Açılımın gerçek yüzü ve sınıfsal karakteri: Neye karşıyız? Neden karşıyız?” başlıklı bildirinin bir ara başlığı aynen şu şekildedir: “Baskıcı ve keyfî yönetim, açılıma karşı değil, açılımın bir parçası ve gereğidir.” Bu başlık altında da şu tespit yapılmıştır: “Sözgelimi İmamoğlu’nun tutuksuz yargılanmasının önünü açmayıp tam tersine onu daha uzun süre hapiste tutacak bir etki yaratabilir. Benzer şekilde, Kürt hareketi içinde sürece dair kuşku ve eleştirilerini ifade edenler, bu doğrultuda alternatif arayışlarına girenlerin de ‘ifade özgürlüğü’ ortamı yerine istibdadın baskı aygıtlarıyla karşılaşması kuvvetle muhtemeldir… Bir kez daha görüyoruz ki istibdadın baskısı sürece aykırı değildir, sürecin bir parçasıdır.”

Memlekete hürriyet işçilerle gelecek!

Sol Parti ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yönelik baskılar işte bu sürecin bir parçasıdır. Yapılan saldırıları reddediyoruz ve baskılara karşı her iki partiyle de dayanışma içerisindeyiz. Tutuklananların derhal serbest bırakılmasını, ev hapsi ve benzeri keyfi cezaların kaldırılmasını talep ediyoruz. Ve bir kez daha yineliyoruz ne AB’den ne ABD’den ne de sermayenin açılımlarından medet umulmalıdır. Memlekete hürriyet işçilerle gelecektir. Sosyalist hareket işçi sınıfı içerisinde mevzilenerek ekmek ve hürriyet mücadelesini büyüterek istibdadın ablukasını kırabilir.