Davos çöplüğünde pay kavgası! Akbabalar birbirine düştü!

davos

Davos, İsviçre’nin kartpostalları süsleyecek güzellikte bir kasabasıdır. Lüks otelleri, pahalı restoranları, dev kongre merkezleriyle tanınır. Dışarıdan bakıldığında parıltılı bir vitrin gibidir. Ama bu vitrin ardında bir çöplüğü saklar. Savaşın, yoksulluğun, talanın ve sömürünün biriktiği koca bir çöplüğü… Bu dağ gibi çöp yığınının tepesine her yıl akbabalar üşüşür. Dünyanın en zengin patronları ve düzen siyasetçileri burada buluşur. “Davos Zirvesi” denilen buluşma bu yıl 19–23 Ocak arasında yapıldı. Zirvede konuşulanlar ise tüm dünyanın işçilerini ve emekçilerini yakından ilgilendiriyordu.

Hırsızların sofrasında tatlar kaçık!

Davos Zirvesi’nde bu yıl tansiyon yüksek, yüzler asıktı. Yıllardır aynı sofrada oturup işçilerin, emekçilerin etini çiğ çiğ yiyenlerin bu yıl tadı biraz kaçıktı. Çünkü artık sofralarında hiç olmadığı kadar büyük bir pay kavgası var. Hepsi bir diğerinin önünden kapmaya çalışıyor.

Emperyalistlerin en sevdiği kelimelerden biri “işbirliği”dir. İşbirliği yapalım ki birbirimize düşmeden dünyanın bütün zenginliklerini paylaşalım derler. Fakat bu yıl herkesin aklında “kim neyi kapacak?” sorusu vardı. Amerika Başkanı Trump konuşmalarında açık açık “önce Amerika” vurgusu yaptı. Dünya ticaretinde, enerjide, askeri meselelerde Amerika’nın çıkarlarını dayatacağını ve dünyanın geri kalanının da paşa paşa buna razı geleceğini ilan etti. Avrupalı emperyalistler ise bu sözleri alkışlamak yerine dişlerini sıktı. Bir yıldır Trump’ın türlü hakaretlerine, aşağılamalarına katlanan Avrupalılar yine işbirliği ve diyalog nutuklarına sarıldı.

Buzlar eriyor, yağma başlıyor!

Davos’ta en önemli konulardan biri de Grönland’dı. Trump, Danimarka’nın kontrolündeki bu dev adayı bir süredir açık açık talep ediyor. Amerika’nın bu iştahı tesadüf değil. Kuzey Kutbu’nda buzlar eriyor, yer altı zenginliklerine ulaşmak kolaylaşıyor, yeni ticaret rotası açılıyor. Yani bu hem bir yağma fırsatı hem de kontrol ihtiyacı. Danimarka gibi küçük bir ülkenin orayı hak etmediğini söyleyen Trump, kendi müttefiklerini üstü kapalı tehdit etti ve aslında orayı bir şekilde zapt edeceğinin de sinyalini verdi.

Dışarıdan bakıldığında bu gösterişli baloya bir Trump delisi gelmiş ve bütün eğlenceyi zehir etmiş gibi görünebilir. Oysa tüm bunlar Trump iktidara geldiği için başlamadı. Bunlar zaten bir şekilde yaşanacaktı. Trump sadece her şeyi daha kaba, daha çıplak şekilde ifade ediyor. Dünya düzeni artık Trump gibilerine ihtiyaç duyuyor.

Emperyalistler günah çıkarıyor

Kanada Başbakanı konuşmasında “uluslararası kurallara dayalı düzen” hikâyesinin uydurmaca olduğunu, güçlü olanın zaten işine geldiği gibi davrandığını, uluslararası ticaretin adaletsiz olduğunu, uluslararası hukukun bir kandırmaca olduğunu itiraf etti. Fakat bu ikiyüzlü şahsiyetin bunları dile getirmesinin bir sebebi var. Trump Kanada’yı ABD’nin 51. eyaleti yapmak istiyor ve dalga geçercesine bu adama “Kanada Valisi” diyor. Yani kim takar Yalova kaymakamını!

Dünyanın en büyük finans tekellerinden BlackRock’ın CEO’su ise “sistem 30 yıldır halka hiçbir şey vermedi, kapitalizmin faciasına hazır olun” dedi. O da dünyada üretilen zenginliğin küçük bir azınlığın elinde toplandığını ve milyonlarca insanı işsiz bıraktıklarını itiraf etti.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise kuralların ayaklar altına alındığı, yalnızca en güçlünün hukukunun geçerli olduğu bir dünyaya doğru kaydığımızı söyledi. Sanki bugüne kadar dünyada Amerika’nın, Avrupa’nın, NATO’nun kuralları geçerli değilmiş gibi…

Bu emperyalistler bugün günah çıkarıyor çünkü yıllardır dönen çarkları artık dönmüyor ve yıllardır anlattıkları masallara artık kimse inanmıyor. Peki, pişmanlar mı? Hayır. Yine olsa yine yaparlar mı? Evet!

Çöplükte kavga sürerken biz de boş durmayalım

Davos’ta tüm bu olan biten şunu gösteriyor: Bu düzen büyük bir kriz içinde, büyük bir patlamanın eşiğinde. Emperyalistler birbiriyle didişirken olan yine işçi sınıfına, emekçilere olmasın. Onların kavgası bir gün öyle büyüyecek ki bir dünya savaşına girişecekler. Ve ölüme yine her milletten milyonlarca işçiyi sürecekler. 

Onlar böyle didişirken, işçi sınıfının önünde tek bir yol var: safları sıklaştırmak, örgütlenmek, kendi partisini inşa etmek ve bu düzeni tarihe gömmek!

Davos’tan yayılan pisliğin kokusu genzimizi yakıyor ve bu pisliği de ancak bir dünya devrimi temizler!

 

İşçi için Davos Sözlüğü

davos sözlüğü
  • Davos Zirvesi: Dünyanın en büyük hırsızlarının buluşması: Akbabalar Kurultayı
  • Diyalog ruhu: Ezenlerin fısıldaşarak anlaşması, ezilenlerin ağzına bir parmak bal çalıp uyutması
  • Stratejik iş birliği: Yağmacıların parolası. Aslında: “Birimiz tutsun, diğeri soysun!”
  • Kurallara dayalı uluslararası düzen: Emperyalistlerin diğer ülkelere dayattığı ama kendilerinin pek de umursamadığı sistem

 

Davos’a kimler katıldı? Kimler Davos’ta yoktu?

davosa kimler katıldı kimler davos'ta yoktu

Davos’a kimler katıldı? 

  • Kapitalist devletlerin yöneticileri ve düzen siyasetçileri
  • Bankalar ve finans şirketleri
  • Silah, maden, enerji, teknoloji tekelleri
  • Krizlerden, iflaslardan, savaşlardan fırsat kollayan yatırım şirketleri

Kimler Davos’ta yoktu?

  • İşçiler
  • Emekçiler
  • Emekliler
  • İşsizler

 

Davos’a katılan bir kapitalist - İşe giden bir işçi

davosa giden kapitalist işe giden işçi

Davos’a katılan bir kapitalist:

  • Toplantıya özel jetiyle veya lüks aracıyla gitti.
  • Akşam yemeğine bir işçinin yıllık ücretini ödedi.
  • Lüks otelin sıcacık odasında uyudu.
  • “Krizi nasıl fırsata çeviririm, hangi siyasetçinin cebine para sıkıştırmalıyım?” diye kafa yordu.

İşe giden bir işçi:

  • Kış soğuğunda, güneş bile doğmadan tıka basa dolu servisle işe gitti.
  • Yetmeyen öğle yemeğini yedi; mesai dönüşü markette bir paket piliç, bir kalıp peynir alırken kırk kere düşündü.
  • Kombiyi düşükte çalıştırmak zorunda olduğu için iki kat yorganın altında uyudu.
  • Ay sonu kira ve faturalar nasıl denkleşecek, kart borcu nasıl ödenecek diye kafa yordu.

 

Grönland neresi? Bu kavga niye?

grönland neresi

Kuzey Kutup bölgesinde bulunan, neredeyse tamamı buzlarla kaplı devasa bir adadır. Yüz yıllardır Danimarka’nın sömürgesidir. Bu adada İnuit halkı yaşar. Kendi başına karar almalarına izin verilmez. Stratejik açıdan artık hiç olmadığı kadar önemlidir. Kim bu adayı kontrol ederse, kutup bölgesindeki petrole ve ticaret yollarına da o hükmedecek. Bu yüzden ABD bu adaya çökmeye çalışıyor.

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Şubat 2026 tarihli 197. sayısında yayınlanmıştır.