Doruk Maden işçileri kazandı, biz kazandık.

Smart

Merhaba dostlar. Ben Smart Solar fabrikasında çalışan bir işçiyim. Bu yıl 1 Mayıs’a yaklaşırken sınıfımız için ciddi bir kazanıma daha imza atıldı. Eskişehir’den Ankara’ya 1 yıldır maaşlarını alamayan Doruk Maden işçileri tüm kamuoyunu sarsarak bir yürüyüş gerçekleştirdi. Doruk Maden işçileri Ankara’ya geldiğinde patronların yaveri olan kolluk kuvvetlerinin de defalarca saldırısına uğradı. Ancak pes etmek nedir bilmeyen 116 Maden işçisi, depremde halkımızın yardımına koşan o maden işçileri hangi sınıftan geldiğini, hangi sınıfın unsuru olduğunu gösterdi. Sadece yürüyüşle kalmayan bu 17 günlük mücadelenin sadece 9 günü açlık greviyle geçirildi. İstibdat Ankara’ya gelen bu maden işçileri hemen kazanırsa “ipini koparan Ankara’ya gelir” gibi bir gerici mantıkla her gün saldırdı maden işçilerine. Bunu gören emekçi Ankara halkı madencileri yalnız bırakmayarak mücadelelerine güç verdi. Maden işçilerinin 1 yıldır alacaklarını vermeyen Yıldızlar SSS holding sahibi tabii ki bir ekonomik kriz gibi bahanelerin arkasına sığınamaz. Çünkü madencilerin alacaklarını vermeyen bu patron, II. Abdülhamit’in saatine 183 bin dolar, yani Türk lirasıyla 8 Milyon TL veren patronun ta kendisidir. Peki bu aymazlık, bu işçi düşmanlığı nereden geliyor? Tabii ki güçlerini istibdattan alıyorlar. İstibdadın iş mahkemeleri o kadar uzun sürüyor ki resmen patronların elini kolaylaştırıyor. Patronlar mahkeme duvarlarının arkasına gizlenerek ‘’işçi haklıysa zaten mahkemede kazanır, aceleye gerek yok’’ diyor. Ancak madenciler işte tam burada bir şeyi başardı: hiçbir sektörde hiçbir işçi mahkeme salonlarına hapsolmak zorunda değildir. Birleşik süresiz bir mücadele istibdadın duvarlarına çarptığında nasıl meyvesini veriyor bunu Doruk Maden işçileri sayesinde gördük. 1 yıldır verilmeyen maaşlar ve özlük hakları sadece 17 günde ciddi bir mücadele ile söke söke alındı. Bu gazetenin takipçileri yine hatırlayacaktır. Polonez işçileri de Ankara’ya yürüme kararı almıştı ve hatta Gebze’ye kadar uğradıkları her şehirde barikatları yıka yıka gelmişlerdi. Bakanlıklar bu işin çözüleceğini söylediğinde Gebze halkı ile sabahlayan Polonez işçileri tekrar mücadele alanlarına dönmüşlerdi ve Polonez işçileri de haklarını almışlardı. Demek oluyor ki bir işçi hareketi siyasallaştığında, mücadelesi mahkeme salonlarından taşıp da kamuoyunun haklı desteğini aldığında patronların ve istibdadın başkentini kuşatmaya karar verdiğinde önündeki barikatlar kâğıttan kaplan olabiliyor. AKP işçi sınıfının, kitleselleşmesinden, işçi sınıfının fabrika ve işletme bazındaki mücadelelerinin bir gün tüm memlekete yayılacağından korkuyor. Bunu Doruk Maden işçileri sayesinde bir kez daha gördük. Hedef bellidir: iş, aş ve hürriyet için örgütlenmeli ve harekete geçmeliyiz.

                                                                                                                                                      Gebze Smart Solar’dan bir işçi

Bu yazı Gerçek gazetesinin Mayıs 2026 tarihli 200. sayısında yayınlanmıştır.