Çocuk istismarı, insan kaçakçılığı, fuhuş, cinayet, yamyamlık: Epstein dosyaları, medeniyet maskesi altındaki barbarlığı ifşa etti!
Jeffrey Epstein isimli para babasının 2019 yılında ABD’nin New York eyaletinde insan kaçakçılığı ve cinsel istismar suçlamalarıyla tutuklanmasından sonra mahkeme kararıyla dosyalar peyderpey açıklanmaya başladı. Şebekenin başındaki Epstein ve kadın ortağı Ghislaine Maxwell’in yargılandığı suçlar arasında insan kaçakçılığı, reşit olmayan kız ve erkek çocuklarının sistematik cinsel istismarı ve fuhuş gibi suçların yanı sıra tanık beyanlarında çocuklara işkence yapılması, cinayet ve insan bedenine ait parçaların yendiği ritüellere dair iddialar da yer alıyor. Dosyaların Amerikan devletinin içine uzanan büyük suçların ipuçlarını verdiği çok açık. Ancak Amerikan devleti bu ipin ucunu takip edip bu suçları ortaya çıkarmak yerine örtbas etmeyi tercih ediyor. Epstein’in kaldığı yüksek güvenlikli cezaevinde şaibeli şekilde intihar etmesi ise bu örtbas etme çabasından ayrı ve bağımsız olarak değerlendirilemez. Epstein’in susturulması kişilerden öteye Amerikan devletinin suçların ortağı olduğunun bir göstergesi olmuştur.
Dünyanın tepesi insanlığın çukuru: Amerikan başkanları, İngiliz Prensi, bilim ve teknoloji patronları
Dosyalarda Amerikan başkanlarının (George “Baba” Bush, Bill Clinton ve Donald Trump), İngiliz Kraliyet ailesi mensuplarının (Prens Andrew), birtakım Körfez hanedan üyelerinin ve zenginlerinin, Bill Gates, Elon Musk gibi teknoloji patronlarının, ünlü yıldızların ve iş insanlarının da adı geçiyor. Dosyalara bakılırsa bilim ve teknoloji dünyasının en yüksek tepelerinde adı geçen Bill Gates, Elon Musk gibi büyük patronların çevresinde yer aldığı Epstein, Chomsky gibi entelektüellerle ahbaplık ediyor, Stephen Hawking gibi bilim insanlarının katıldığı akademik etkinlikleri finanse ediyor. Dünyanın siyasi, ekonomik, kültürel ve bilimsel zirvesine bakıyoruz ve orada aşağılık varlıkları görüyoruz. Gördüğümüz şey gerçeğin ta kendisidir çünkü emperyalizmin zirve olarak sunduğu yer aslında insanlığın çukurudur!
Beyaz adamın yamyamlığı!
Epstein suç şebekesi herhangi bir sapıklık olayı değildir. Bu şebeke emperyalizmin medeniyet projesinin ta kendisidir. Bu projenin kökünde beyaz adamın üstünlüğüne inanan ve sömürgeleştirilen toprakların yerli halklarını insandan aşağı varlıklar olarak gören ırkçılık ideolojisi vardır. ABD yerli soykırımı üzerine inşa edildi. Yankiler, yerlilere “Kızılderili” diyor ve onları insan olarak görmüyordu. Hitler, Yahudilere soykırım uygularken onları farelere benzetmişti. Bugün Gazze’de soykırıma girişen Siyonistler savaşın ilk günlerinde tüm dünyaya biz hayvanatla savaşıyoruz diye ilan etti. Bugün güya uyuşturucuya karşı savaştığını söyleyen emperyalizmin kökünde; bütün Çin’i afyon müptelası yaparak sömürmeye yeltenen İngiliz sömürgeciliği, siyahların mahallelerindeki uyanışını uyuşturucuyla engellemeye çalışan Amerikan devleti vardır. Diktatörlüklere karşı özgürlük ülkesi olduklarını iddia ettiler. Amerikan başkanları Baba ve Oğul Bush’un Irak’a, Clinton’ın Yugoslavya’ya bombalarla getirdiği, barbarlık ve bitmeyen etnik kavgalar oldu. Trump şimdi İran’a bomba atarak özgürlük adı altında aynı barbarlığı taşıyor. En yaygın ırkçılık örneklerinden biri, Afrikalı ilkel kabilelere yapılan yamyamlık yakıştırmasıdır. Oysa tüm dünya şimdi kendi ırkını üstün gören beyazların yamyamlık partilerinden haberdar olmaktadır. Oysa garp cephesinde değişen bir şey yoktur!
Komplo teorilerine dikkat et! Yahudiliği suçlamak, Siyonistleri aklamaktır!
Karşısında olduğumuz barbarlığı doğru tanımlamak, sapla samanı birbirine karıştırmamak çok önemli. Epstein bir Yahudi. Buradan yola çıkarak özellikle iktidar medyasında Yahudi karşıtı bir kampanya başlatıldı. Bu çok yanlıştır. Emperyalizme ve Siyonizme karşı olan ve halen mücadele eden Yahudilere haksızlıktır ve iftiradır. Yahudiliğe nefret kusup işi Nazizmi ve Hitler’i övmeye kadar vardıranlar, Siyonizmin değirmenine su taşıyorlar. Siyonistlerin Yahudi soykırımını desteklediklerini ve Nazilerle işbirliği yaptıklarını biliyor muydunuz? Bunun belgelerinin savaştan sonra Ankara’daki Alman Büyükelçiliğinden çıktığını biliyor muydunuz? Siyonistler Nazizmin Yahudi soykırımı sayesinde hem Siyonizm karşıtı olan çoğu işçi ve aydın Marksist Yahudilerden kurtuluyor hem de Nazizmin yarattığı dehşet sayesinde o zamana kadar Filistin’in sömürgeleştirilmesine ilgi duymayan Yahudileri Filistin’e göçe etmeye ikna ediyorlardı. Üstelik bu insanlık dışı proje için kendilerine Nazizmin suçlarını bir koruma kalkanı yaptılar. Bugün yine Siyonistler Yahudi karşıtı ırkçı söylemleri bahane edip utanmazca aynı kalkanı kuşanıyorlar.
Dikkat! İlluminati ya da Satanist-Masonik vb. ritüellere ait fantastik hikayelerin emperyalizmi aklamasına izin verme!
Epstein’i insanlık düşmanı bir suçlu kılan özelliği Yahudi olması değil bir Siyonist olmasıdır. Bu özelliği ile İsrail lobisinin güçlü olduğu ABD devlet aygıtlarının koruması altında suçlarını işlemiştir. Tanık ifadelerinde Epstein’in kötü ünlü adasında işlenen korkunç suçlardan bahsediliyor. Bunlar üzerinden Yahudi mezhepleriyle ilişkilendirilen Satanist, Masonik vb. ritüellerle bezenen komplo teorileri ve fantastik hikayeler meseleyi sulandırıyor. Bunlar olmamıştır demiyoruz. Ama biz emperyalizmi devlet başta olmak üzere, sosyal, kültürel, akademik vb. tüm kurumlarıyla barbarlık yaratan bir olgu olarak teşhir ederken bu tür komplo teorileri yaşananları bir sistemin değil de sapık bir tarikatın suçuymuş gibi göstererek tam tersine sistemi aklıyor.
Trump, Bush, Obama hepsi suçlu! Tüm suçlar emperyalist Amerikan devletinin gözetiminde işlendi!
Muhtemelen bu tür ritüellerin yapıldığı toplantılar varsa bunlara katılanlar sınırlı sayıdadır ve filmlerde bile söylendiği gibi gizlilik gözetilmiştir. Örneğin Trump gibi birinin bu ortamlarda bulunduğu ispatlanamazsa ne olacak? Trump’a ait, İngiliz Prensi Andrew’un ifşa olan fotoğrafları gibi kanıtlar da çıkmayabilir. Bu onu ya da benzerlerini aklar mı? Tam tersine Trump, Epstein adasına hiç gitmemiş, orada işlenen suçlara hiç bulaşmamış olsa bile en büyük suçludur! Çünkü Trump bu insanlık suçlularını koruyup kollamıştır, Epstein hakkında açılan ilk soruşturmaların üstünü kapatan federal savcı Alexander Acosta’yı Çalışma Bakanı dahi yapmıştır. Bu savcı ve benzerleri yüzünden Epstein, ilk suçlamaların yapıldığı 2000’li yılların başından, tutuklandığı 2019 yılına kadar emperyalist Amerikan devletinin göz yumması ve kollaması altında bu korkunç suçları işlemiştir. Bushlar, Obamalar hepsi suçludur!
Epstein bir şantaj operasyonu muydu? Muhtemelen öyle! Ama Amerikan devletini İsrail’in suçlarına ortak eden şantaj kasetleri değil emperyalist çıkarlardır!
Epstein’in İsrail gizli servisi MOSSAD’la bağlantılı olduğuna dair çok güçlü işaretler var. Epstein etrafında kendisini MOSSAD’la ilişkili olarak göstermeye meraklı imiş. Ayrıca eski bir MOSSAD ajanı olan Ari Ben Menashe isimli bir şahıs, 2020’de Russia Today International televizyonuna verdiği röportajda, Epstein’in ve ortağının İsrail ajanları olarak çalıştığını ve dünya liderleri dahil, nüfuzlu kişilere İsrail çıkarları doğrultusunda şantaj yapmak üzere bu suç şebekesinin organize edildiğini söylüyor. Bu pekâlâ doğru olabilir. Ama bugün Trump’ın Netanyahu’nun soykırımcı politikalarına tam destek vermesini buna bağlamak son derece yanlış olur. Amerikan emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi arasındaki organik bağ kasetlere değil çıkarlara dayanır!
Dikkat komplo teorileri kapitalistleri ve para babalarını (Hristiyan ve Müslüman olanlar dahil!) aklamaya yarıyor!
Yine bu şebekenin etrafındaki ağa bulaşmış kişilerin de ortak özelliği Yahudi olmaları değil! Aralarında Yahudi olmayıp Hristiyanlığın her mezhebinden kişiler ve hatta Müslüman olanlar da var… Hepsinin ortak özelliği para babası ve kapitalist olmaları. Dosyalarda birebir adları anılmasa da Arap zenginler, Arap hanedan mensupları gibi ifadelerle Körfezin petrol babalarından bahsediliyor. Türkiye’den isimler var. Işıkçılar cemaatine ait İhlas Holding CEO’sunun Epstein’in kadın ortağına “senden daha yaramaz olmak için öğrenmem gereken şeyler var” diye yılışık bir mail attığını okuyoruz. Daha vahim bir iddia ise Gülen cemaatinin önde gelen isimlerinden Zaman gazetesinin eski ortağı Fettah Tamince’nin (kendisi 15 Temmuz sonrasında tereyağından kıl çekercesine cemaat soruşturmalarından yırtmış ve istibdadın kolu kanadı altında para basmaya devam etmiştir) sahip olduğu Rixos otellerini gündeme getiriyor. Bir mailde Epstein’ın asistanına “kızların” (İngilizce “girls” ifadesi reşit olup olmadığı belli olmayan gençlerin sözde eğitime gönderildiğine işaret ediyor) eğitimde gayet başarılı olduğuna dair geri bildirim yapılıyor. Birden fazla mailde adı geçen bu otelin “masözlük eğitimi” adı altında Epstein’in insan kaçakçılığı, çocuk istismarı ve fuhuş çarkına dahil olduğu iddiası var. Bir tanesinde aracı olan kişi de Yahudi olmadığı çok açık olan Dubaili bir işadamı Sultan Bin Süleyman!
En büyük masal: Batı demokrasileri ve hukuk devleti!
Komplo teorileri gözümüzün önündeki gerçeği görmemizi engelleyen bir propaganda oyunudur. Bu arada İllüminati, Satanizm, Masonik tarikatlar ve ritüellere ait komplo teorilerinde şu ya da bu ölçüde gerçeklik payı olabilir. Ama ABD ve Batı demokrasilerinin kendi içindeki pislikleri temizleyen denge ve denetleme mekanizmalarına sahip birer hukuk devleti olduğuna dair dolaşıma sokulan hikâye gerçekle en ufak ilgisi olmayan bir fanteziden ibarettir. Bu fantezilere eşlik eden emperyalist propaganda, bazı tarikat ve cemaatlerde yaşanan çocuk istismarı vakalarından hareketle Doğuda bu tür suçların gizli kaldığı Batıda ise hukuk sisteminin bunların üzerine gittiğine dairdir. Evet biz Türkiye’de tarikat ve cemaatlerde yaşanan istismarları biliyoruz, nasıl örtbas edilmeye çalışıldığını da görüyoruz ve bunlara karşı mücadele ediyoruz. Ama tüm bunların kaynağının İslam ya da Doğu toplumlarının geriliği, despotik yapısı vb. olduğuna dair efsaneyi şiddetle reddederiz.
1996 ve Türkiye’nin Epstein’leri: Hepsi NATO’nun adamları!
Epstein dosyaları Türkiye’de 1996’da Sulukule’den kimsesiz iki çocuğun kaçırıldığı ve Türkiye’ye ziyareti esnasında Hollanda Adalet Bakanlığı Genel Sekreteri Jorik Demmink tarafından tecavüze uğradığına dair skandalı yeniden gündeme taşıdı. Hollanda’da büyük bir skandala sebep olan bu olay, avukatlığını Eren Keskin’in üstlendiği çocukların tehdit edilmesi (birinin dilinin jiletle kesilmesi) ve davanın zaman aşımına uğramasıyla kapatılmıştı. Bu olayla ilgili çocukları kaçırmakla suçlanan kişiler arasında Mehmet Ağar başta olmak üzere Türkiye’de NATO kontrgerillasıyla adı özdeşleşmiş isimler geçiyor. O dönemde Hollanda’da tutuklu bulunan ve Türkiye’de devlet içindeki kontrgerilla yapılanmasına dair ifşaatta bulunan Hüseyin Baybaşin’in susturulmasına yönelik şantaj yapmak üzere bu barbarca eylemi yaptıkları iddia ediliyor. Bu olay aydınlatılmadı. Ama dikkat edilirse bu vahşi ve barbarca eylemde ne İllüminati ne Masonlar ne de tarikat ya da cemaatler var. Adı geçenler medeni Hollanda’nın muteber bir devlet yetkilisi ile Türkiye’de çağdaşlığı, laikliği, Atatürkçülüğü dillerden düşmediği bir dönemin emniyet bürokratları… Suçlular her kimse pek kuvvetle muhtemel ki uygar dünyanın güvenlik şemsiyesi olarak kendini sunan NATO’nun örgütlediği kontrgerillanın Türkiye’deki adamları! Yine Sulukuleli çocukları insan olarak görmeyen Batı mahsulü ırkçılığı da unutmayalım!
Maskenin altında emperyalizm var! Epstein’e kreş emanet etmek ne demekse Trump’a Gazze’yi emanet etmek de aynı anlama gelir!
Epstein dosyaları bize medeniyet diye sunulan Batı dünyasının maskesini düşüren yeni bir olaydır. Maske düşmüş altından tüm çirkinliği, vahşiliği ve şerefsizliği ile emperyalizm çıkmıştır. Yani Epstein kimse Trump da odur. Bunu görmeyen ve göstermeyen sabah akşam Epstein gibilere sövse de sonunda emperyalizme hizmet eder! Sabah akşam Yahudilere nefret kussa da aslında Siyonizmin değirmenine su taşır. Daha yeni Trump’ın Gazze’deki sömürge planı dolayısıyla nasıl taltif edildiğini, önünde sıraya girildiğini unutmadık! Epstein’e bir kreşi emanet etmek ne demekse Trump’a Gazze’yi emanet etmek de aynı şeydir. Emekçi halk bu zilleti reddetmeli, Epsteinlerle dost olanlarla kim dostum derse ondan hesap sormalıdır!
Emekçi halk Epstein’in Türkiye ayağının peşine düşmeli ve hesap sormalı! Epstein’in dostu, halkların düşmanı Amerikan elçisi Barrack defol! Rixos’a el konsun ve kamulaştırılsın! Tamince ve sorumlular tutuklu yargılansın! Bağımsız araştırma komisyonu kurulsun!
Türkiye’nin emekçi halkı öncelikle bu pisliğin Türkiye’deki uzantılarının üzerine gitmelidir. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Trump’ın Batı Asya’daki özel temsilcisi Thomas Barrack, Epstein’e attığı “çocukla birlikte fotoğrafını gönder ve beni gülümset” mesajıyla belgelerde yer alıyor. Bu adam son dönemde Suriye’de yaşanan süreçte iktidarla paralel çalışmış ve bu sebeple iktidar medyasının öve öve bitiremediği bir kişidir. Suriye’de Kürt halkına düşmanlık eden sömürgeci burjuvazinin kimleri dost edindiği ortadadır. Sadece Epstein’e attığı söz konusu mesajı bile bu şahsın istenmeyen adam ilan edilerek ABD’ye defedilmesi için yeterlidir. Bununla birlikte, derhâl Rixos otellerine el konarak kamulaştırılmalı ve Tamince’nin “Dubaili iş adamı Sultan Bin Süleyman istedi kıramadım, bir şey rica etti, uyguladım” diyerek itiraf ettiği “masözlük eğitimi” adı altında yapılan faaliyetler araştırılmalıdır. Epstein dosyaları vesilesiyle Türkiye’de yeniden gündem olan Adana doğum evinden İncirlik Üssü’ne uzanan çocuk kaçırma iddialarının, Yenidoğan çetesinin, deprem dönemlerinde kaybolan çocuklara dair iddiaların üzerine gidilmelidir. Tüm bunlar için barolar, tabip odaları, sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinden oluşan bir bağımsız araştırma komisyonu kurulmalıdır.






