Yalova’da adli kontrol altında tekfirci-mezhepçi terör
29 Aralık’ta Yalova’da DAİŞ’e (Irak-Şam İslam Devleti olan örgüt isminin Arapça okunuşu) yönelik polis operasyonu sırasında çıkan kanlı çatışma bu örgütün kanlı sicilini ve amaçlarını tekrar gündeme taşıdı. Yalova’daki operasyon DAİŞ’in yılbaşı kutlamalarına yönelik saldırı hazırlığında olduğu iddiasıyla birçok ilde yapılan operasyonların bir devamıydı. Yaşananlar ülkedeki hukuk ve güvenlik sisteminin bu örgüte karşı muazzam bir zaaf içinde olduğunu bir kez daha gösterdi.
MESEM’li çocuklar için eylem yapanlar içeri atılırken DAİŞ’li katilleri adli kontrolle ya da beraat ettirerek salmışlar
Daha yakın zamanda MESEM’lerde iş cinayetine kurban giden çocuk işçiler için eylem yapan gençlerin tutuklandığı, gazetecilerin yaptıkları haberler ve açıkladıkları görüşler dolayısıyla hapse atılmasının sıradanlaştığı bir ortamda, çatışmaya giren DAİŞ üyelerinin bu örgüte üyelikten yargılandıkları ya adli kontrolle serbest kaldıkları ya da üyelik suçlamasından beraat ettirildikleri ortaya çıktı. DAİŞ’in tekrar sahneye çıkmasını komplo teorilerine bağlayanlara sorulacak tek bir soru var: “Madem bu bir komplo o halde neden memleketin hak arayan işçisine emekçisine gencine yaptığınız muamelenin aksine bu örgüte müsamaha gösterdiniz?
Katillere öfkeli çocuklar diyenler, Suruç ve 10 Ekim Ankara katliamının hesabını sormayanlar dökülen kandan sorumludur
2015 yılında bu örgüt 20 Temmuz’da Suruç’ta ve 10 Ekim’de Ankara Gar katliamlarında yüzlerce işçiyi emekçi genci katletti. Bu katliamlarla ilgili yargılamalarda katillerin devletin gözetim ve denetiminde kolaylıkla hareket edebildikleri ortaya çıkmıştı. Bu örgüt ilk ortaya çıktığında “öfkeli çocuklar” olarak mazur görülmüşlerdi. 1 Mayıslarda insanlar daha eylem yapmadan evlerden toplanırken dönemin başbakanı Davutoğlu, “DAİŞ’li intihar bombacıları için eylem yapmadan tutuklayamayız” diyordu. 10 Ekim katliamını yaşayanlar hükümet adına yapılan basın açıklamasında İçişleri Bakanı’nın gülerek konuşmasını unutmuyor.
DAİŞ cihatçı değil tekfirci-mezhepçidir! DAİŞ ve onunla işbirliği yapan her kim varsa emperyalizmin, Siyonizmin ve sömürgeciliğin hizmetkarıdır!
DAİŞ kendine İslam devleti adını taksa da asla Müslüman halkın bir temsilcisi değildir. Emperyalist barbarlığın bir mahsulüdür. Cihatçı olarak adlandırılması yanlıştır. Bunlar cihat etmiyor emperyalizme uşaklık ederek kardeş kanı döküyor! Doğru tanımlama tekfirci-mezhepçidir. Çünkü bu örgüt ABD’nin icazeti ve himayesi altında kurulmuştur, İsrail’e tek kurşun atmadığı gibi yaralıları İsrail hastanelerinde tedavi görmüştür. Emperyalistler ve Siyonistler tekfirci-mezhepçi katilleri severler çünkü onlar kendisi gibi olmayan Müslümanları tekfir ederek (kafir ilan ederek) esas düşman görür, Müslüman halkları birbirine düşürmekten çıkarı olan emperyalizm ve Siyonizm için en kullanışlı aparatlar olmuştur. Bu katillere göz yuman, yol veren, mezhepçiliği körükleyerek zemin sağlayan kim varsa emperyalizmin ve Siyonizmin oyununu oynuyor demektir!
Bu yazı Gerçek gazetesinin Ocak 2026 tarihli 196. sayısında yayınlanmıştır.






