Chavezci hareket içindeki olası çatlaklar ve anti-emperyalist görevlerimiz
Donald Trump yönetiminde iyice saldırgan bir tutum alan Amerikan emperyalizmi, Venezuela’ya karşı aylardır giriştiği savaş hazırlığından sonra 3 Ocak’ta açık bir saldırıya girişti. Amerikan güçlerinin gerçekleştiği kapsamlı saldırıda, onlarca Venezuelalı ve ülkenin yoksullarına sosyal hizmette bulunmak üzere orada bulunan 32 Kübalı öldürüldü, ülke sathında bazı hedefler bombalandı ve ülkenin Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro, eşiyle beraber kaçırıldı. Bu gördüğümüz, açık bir savaş ilanı ve tam bir emperyalist zorbalık örneğidir. Şimdiye kadar Maduro ve yönetimine kimin ne eleştirisi olursa olsun, dünya çapında devrimci güçler olarak şu anki görevimiz, Venezuela’yı emperyalist teröre karşı savunmaktır. Venezuela’nın askerî ya da başka biçim alabilecek her türlü direniş eylemini emperyalist saldırganlığa ve ülkenin egemenliğinin ihlâl edilmesine karşı tamamen meşru görüyoruz.
Bu emperyalist zorbalık, yalnızca Venezuela’yı Amerikan emperyalizminin önünde diz çöktürmeyi hedeflemiyor. Aynı zamanda Latin Amerika halklarına Amerikan emperyalizminin iradesini silah zoruyla dayatmaya yönelik diğer saldırıların da yolunu yapıyor. Donald Trump’ın Küba ve Kolombiya’ya yönelik tehditleri, Meksika ve Panama’ya yönelik daha önceki tehditleriyle beraber düşünülürse, Venezuela’nın bir dizi emperyalist saldırının yalnızca ilki olacağını şüpheye hiç yer bırakmaksızın gösteriyor. Bu yönelim, 19. yüzyıldan kalma ve Latin Amerika’nın tamamen ve yalnızca ABD’nin nüfuz bölgesi olmasını öngören Monroe Doktrini’nin diriltilmesiyle de uyumlu. Donald Trump, daha önce defaatle bu doktrini uygulamaya koyma isteğini dile getirdi, hatta arsızca “Donroe Doktrini” olarak anmaya başladı. İyice özgüven kazanan bu emperyalist külhanbeyi, Maduro’nun kaçırılmasından hemen sonra Grönland’ı fethetme amacını tekrar ederek, Avrupalı müttefiklerini de açıktan aşağıladı. O sözde “uluslararası düzen”den hâlâ medet umacak kadar safdil olanlar, dönüp de Amerikalı efendilerini gücendirme korkusundan tir tir titreyen takım takım Avrupalı liderlerden ve ABD müttefiki Türkiye’nin Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen cılız, duyulması dahi güç açıklamalara baksalar iyi olur. Venezuela’da da başka yerlerde de de halkın iradesi ve ulusal egemenlik, ancak emperyalist saldırılarla yumruk yumruğa savaşan silahlı halk tarafından korunabilir. Ne Latin Amerika’da ne Batı Asya’da (Ortadoğu’da) ne de Afrika’da tek bir emperyalist asker bile halkın anti-emperyalist gazabını karşısında bulacağından emin olmadan şehirlerimize ayak basabilmeli.
Bütün bir dönemi belirleyecek kadar önemli olan bu görevde devrimci Marksistler olarak biz, emperyalizme karşı savaşmak isteyen, en doğrudan biçimde ise Venezuela’yı savunmak isteyen tüm diğer güçlerle yan yana mücadele etmeye hazırız. Ancak maalesef, fakat belki de öngörülebilir biçimde, Chavezci liderlikte tam da bu hususta çatlaklar belirmeye başlıyor. Elbette Venezuela’dan gelen bilgiler bazen çelişkili, çoğunlukla da muallak. Ancak yine de ilk sinyaller endişe verici bir duruma işaret ediyor. Geçici lider Delcy Rodríguez, ülkenin kaçırılmış Cumhurbaşkanı ve kendi hocası Maduro’ya dair rüşvet-i kelâm ettikten sonra, birkaç zararsız demeç haricinde, onu kaçıranlara hiçbir karşılık vermeden işe güce dönmeye kararlı gibi duruyor. Daha da önemlisi, Trump’ın, hem iplerin ABD’nin elinde kalacağını açıkça belirtmesi hem de Rodríguez’le çalışmaya hevesli gözükmesi. Bu işaretler, Chavezci bürokrasi içinden bir kesimin emperyalist işgalcilerle çoktan bir anlaşmaya varmış olabileceklerini ya da en azından o süreçte olabileceklerini gösteriyor. Şayet durum gerçekten böyleyse, Chavezci hareketi içindeki anti-emperyalist güçler bu aşağılık ihaneti reddetmeli ve güçlerini emperyalist saldırganlara ve yerli işbirlikçilerine karşı direnmek üzere harekete geçirmelidirler. Bu direnişi başarılı biçimde yürütmenin tek yolu da halk milislerini silahlandırmak, bu milisleri gönüllü katılımına açmak ve böylece Venezuela’nın emekçi halkını emperyalizme karşı aşılamaz bir hale hâline getirmektir. Tüm dünyada devrimci hareketlerin görevi ise bu yiğit direnişin zaferini hazırlamak üzere harekete geçmektir.
Önümüzdeki günlerde iş ne yöne giderse gitsin, başta işçi sınıfı olmak üzere, emperyalist saldırıya ve hâkim Chavezci rejimin içinden çıkacak muhtemel işbirlikçilere karşı mücadele içindeki Venezuela halkının kararlı biçimde yanındayız.
Hasta la victoria siempre!
Zafere kadar daima!






