Filistin’de soykırım sürüyor

Siyonist İsrail’in, Filistin topraklarının güney ucundaki açık hava hapishanesi Gazze’de kapana kıstırdığı Filistinlilere yönelik saldırıları 6. ayını dolduruyor.

Devrimci İşçi Partisi olarak 7 Ekim 2023 günü Filistin direniş örgütleri tarafından gerçekleştirilen El Aksa Tufanı operasyonunun; yüz yıldır süren işgal, emperyalizm destekli Siyonist terör ve son dönemde Filistin halkının boynundaki ilmiğin daha da sıkılması anlamına gelen İbrahimî Anlaşmalara bir yanıt olduğunu hep söyledik. Filistin halkının ve Filistin direniş örgütlerinin işgalci İsrail’e karşı direnişi de, özel olarak El Aksa Tufanı operasyonu da haklı ve meşrudur. Aksine, İsrail’in başka bir halka ait topraklar üzerindeki varlığı da kendini koruma adı altında Filistinlilere ve tüm bölge halklarına 1948’den bu yana yönelttiği her saldırı da bugünkü Gazze operasyonu da haksızdır ve gayrimeşrudur.

Üstelik Siyonist İsrail’in saldırısı çoktan açık bir soykırım girişimi biçimini almış bulunuyor. Şimdiye kadar katlettiği Filistinlilerin sayısı en iyimser tahminle 32.500’e, yaraladıklarının sayısı ise 75.000’e ulaştı. En az 8.000 kişinin akıbeti henüz bilinmiyor.

Gazze’de İsrail birlikleri Refah kenti dışındaki tüm bölgelerde varlık gösteriyorlar. Ancak halen tam bir egemenlik kuramadıkları anlaşılıyor. Gazze direnişinin inşa ettiği tüneller sayesinde direniş sürüyor, İsrail halen kayıplar veriyor. İsrail’in en iyi yaptığı şey havadan bomba yağdırmak ve sivilleri kasıtlı olarak katledip bir vahşet ortamı yaratmak. Kaçabilenlerin Mısır makamlarına rüşvet vererek hemen, kaçamayanların ise savaştan sonra ilk fırsatta Gazze’yi terk etmelerini sağlamak. Yani, soykırım ve etnik arındırma iç içe geçmiş durumda. Amaçları Gazze'yi Filistinlilerden arındırmak.

Filistin'in yanında olanlar, soykırımdan yana olanlar

Filistin halkına silah ve mühimmat desteği veren İran, henüz doğrudan olmasa da Lübnan’da Hizbullah ve Yemen’de Ensarullah vasıtası ile Siyonizme karşı savaşıyor. Bunlardan Hizbullah İsrail’in kuzeyindeki askerî hedefleri sıklıkla vuruyor. Ensarullah ise Kızıldeniz’i başarıyla Siyonizm’e ve emperyalizme kapatmış durumda. Öte yandan Filistin halkının dostları, emperyalist merkezleri sallamayı sürdürüyor. Biden’ın etkinliklerini basmaktan yol kesmeye ve kitlesel yürüyüşlere varana dek her yoldan İsrail’i ve ona yardım akıtan ABD’yi durdurmaya çalışıyorlar.

Fakat Filistin halkının karşısında muazzam genişlikte bir cephe var. Gerici Arap rejimlerinden Mısır, Ürdün, ama özellikle de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Filistin’in yenilgisi için mücadeleyi sürdürüyor. Ensarullah’ın Babülmendeb Boğazı’na çektiği seddi işe yaramaz kılmak için, İsrail’e mal taşıyan gemileri Basra Körfezi’ndeki limanlarına davet ediyor, malların buradan kara yoluna aktarılarak İsrail’e ulaşımını sağlıyorlar. 1973 savaşında İsrail’e karşı Filistin’e ve Arap ordularına destek verme amacıyla petrol vanalarını kapatarak dünyayı sarsan ülkelerin şu anki durumu gerçekten içler acısı.

Emperyalizmin İsrail’e verdiği açık çek de, Siyonist saldırıların bir soykırım halini almasına rağmen geçerliliğini koruyor. Arada İsrail’e silah satışı konusunda çatlak sesler çıksa da Avrupa ve ABD emperyalizmi hâlâ İsrail’in kendini savunma hakkından dem vuruyor. ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin İsrail'e gerçek bir ateşkes çağrısı yapmaması için elinden geleni yapıyor.

Siyonizmin hedefinde Refah kenti var

Bu koşullar altında Siyonist ordu Gazze'nin güneyine gözünü dikmiş durumda. Burada Mısır sınırına en yakın kent olan Refah bulunuyor. Kuzey Gazze'den Ekim ayından bu yana evlerini terk edip kaçmak zorunda kalan yüz binlerce insan bu kente gelmiş, içinde ve etrafında barınmaya çalışıyor. Şu an kentin nüfusu 1,5 milyon. Buraya yönelik bir kara operasyonu, soykırımın tamamlanması, katledilen Filistinlilerin sayısının yüz binler düzeyine çıkması anlamına gelir. Aslında tam da bu noktada, İsrail’in Refah’a saldırı planı ile Biden’ın İsrail’de Trump’a değil, kendisine yakın isimleri iktidara getirme ve Gazze’ye bir liman inşası da dâhil olmak üzere bölgede daha fazla doğrudan müdahale alanı açma planı arasındaki çelişki göze çarpıyor. Emperyalist güçlerin bütünü açısından bakıldığında ise, soykırımı muazzam bir boyuta taşıyacak olan bir Refah saldırısı, kendi kitlelerine Siyonizmi savunmayı daha maliyetli hale getirecek. Oysa şu aşamada kalırsa, türlü dümenle Uluslararası Adalet Divanı’nda açılmış davayı düşürme şansları halen mevcut. Yine de, Refah kentinin ve Filistin halkının kurtuluşunu emperyalizmin çelişkilerinden ve hesaplarından bekleyemeyiz. İsrail’e zarar vermek, Filistin ile dayanışmak için çalışmalıyız. Bizim için bu Erdoğan ve istibdad ile mücadele demek.

Siyonistlerin sadık dostu Erdoğan ve AKP-MHP istibdadı

Siyonist İsrail Gazze’deki işgalini bir soykırımla taçlandırırken, Erdoğan ve partisi safını kesin bir biçimde İsrail’den yana seçti. 7 Ekim sonrasında uyduruk bir takım görüşmeler dışında hiçbir şey yapmadı. Zira El Aksa Tufanı olmasaydı Filistinlilere ait doğalgaz kaynaklarının çalınmasında İsrail ile birlikte çalışacaktı. Ama sadece bu da değil, Erdoğan 15 Temmuz sonrasında Batı’ya karşı Rusya’ya kırdığı dümeni son yıllarda hızla emperyalizme doğru çevirmiş bulunuyor. Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne verip veriştiren Erdoğan’ın yerini; bu üçü ve İsrail ile dost, Filistin’in değil, emperyalizmin bölgedeki çıkarlarının hamisi, Ukrayna’daki NATO saldırısının SİHA tedarikçisi Erdoğan aldı. Ama daha da önemlisi, emperyalizmin son dönemde İsrail-Azerbaycan birlikteliği vasıtasıyla Kafkaslardan Rusya ve İran’a doğru çizdiği hatta da dâhil oldu AKP. Manzara açık: Erdoğan ve AKP Filistin’in karşıtı kampta yer alıyor!

Bu iktidarın Filistinlilerin en temel talepleri arasında yer alan İsrail ile ticaretin kesilmesi konusunda bir şey yapması beklenemezdi. Öyle de oluyor. Batıcı-laikiyle siyasî İslamcısıyla tüm burjuvazi soykırım suçu işleyen İsrail ile ticaretini utanmazca, rezil bir şekilde sürdürüyor. Satılan malların arasında silah, barut ve diğer mühimmatlar da var! Bu rezalete dur demek, Siyonistlerle her türlü desteğin kesilmesini sağlamak boynumuzun borcudur.

 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Nisan 2024 tarihli 175. sayısında yayınlanmıştır.